27
Sep
09

Şehr-i İstanbul: Rahmi Koç Müzesi (Hasköy)

rahmikocmuzesihaskoy

1994 yılında açılan müzeye ilk kez GaziosmanpaÅŸa Anadolu Lisesi’nde okul gezisinde gitmiÅŸtim. Seneler geçmiÅŸ, hafızayı yokladığımda model trenler ve gemilerden baÅŸka canlanan birÅŸey yok… Aradan geçen senelerde defalarca yolum düşse de her anı fırsat ve basiretten yoksun kalan talihsizlikler sebebiyle tekrar uÄŸrayamadık… Bu zaman zarfında benim bildiÄŸim o küçük müze bir hayli büyüdü nitekim…

Bu fırsatlara Kağıthane Profilo Anadolu Teknik Lisesi’nde okurken Sadabad boyu gidip gelinen okul yolumuz da dahildi maalesef… Miniaturk’e iki eser daha eklenmiÅŸ bahanesiyle üç kere gidiyorsun diye içerledim sonunda…

Nihayet bu Pazar biranda niyeti bozup çantamı ve fotoÄŸraf makinamı aldığım gibi Haliç‘in yolunu tuttum. Sözümüzü verdik diye araya güzergah ve gelmiÅŸken gidilesi mekan kaynatmak yok elbette…

“GeçmiÅŸ hataların af olsun, yediÄŸin içtiÄŸin senin olsun, anlat artık…” serzeniÅŸindeki okurlarıma hak veriyorum ve baÅŸlıyorum…

Yalnız yemeden içmeden dahi bir solukta bitmeyen hatta soluk kesen, hayretler uyandıran, nazar boncuÄŸu hasebinde takdir üzerine takdir yaÄŸdırdığım, zevk ve onur duyduÄŸum ama hakkını verelim derken fevkalade yorulduÄŸum 4 saatlik bir müze gezisi anlatacağımı ÅŸimdiden belirteyim…

Mutlaka sıkı kahvaltı etmiş ve dinç gitmenizi öneririm ki yorgunluk bahanesiyle bir metrekaresini dahi pas geçmek büyük ayıp sayılacaktır.

RAHMİ KOÇ’UN 40 YILLIK HAYALİ GERÇEK OLMUÅž

Rahmi Koç Müzesi ilk olarak 1994’te, Haliç’in kıyısında yer alan Hasköy Piri Paşa Mahallesi’ndeki tarihi Lengerhane Binası’nda kurulmuş ki benim de kadim günlerden hatırladığım binanın zamanla sergi alanı dar gelmeye başlayınca Rahmi Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı yeni arayışlara gider.

Müzenin karşısında harap halde Haliç’e bakan Hasköy Tersanesi’ni Åžirket-i Hayriye olarak bilinen Denizcilik İşletmeleri’nden satın alan vakıf, burayı aslına sadık kalarak restore ettirir.

Toplam 11 bin 250 metrekarelik kapalı alana sahip bu iki tarihi bina bugünlerde kendileri gibi tarih kokan koleksiyonlara ev sahipliği yapıyor.

Müzenin kurucusu Rahmi Koç‘un “Bu müze hayalimizdi, düşüncelerimizdi, çalışmamızdı, aramamızdı, restore etmemizdi, finansmanını yapmamızdı ve kuruldan buranın yapımı için müsaade almamızdı. Bu müze 40 yıllık bir çalışmadır. Bunlar bir günden bir güne toplanacak eserler deÄŸil. Çok kiÅŸiden yardım gördük ve bize bu konuda yardım ettiler. 40 senedir topladığımız eserleri yanyana getirdik ve Türkiye’ye böyle bir eser kazandırdık. Çok taraflı, çok çeÅŸitli eserler var; 7’den 70’e kadar herkesin ilgisini çeker.

Sanayimizin, tarihimizin, geçmiÅŸimizin bir nevi tekrarını burada görmek mümkün.” sözlerinden böylesi bir idealin sadece para çözümlü olamayacağını anlamak için gezimizde objektif olmak gerekiyor.

Ancak gezinti boyunca ailelerin aÄŸzından üzülerek duyduÄŸum “para olunca yapılır elbette” sözleri emeklerin çok basit bir tezahürü oluyor gibi…

GEZİ ÖNCESİ TECRÜBEYLE SABİT TAVSİYELER

Aracınızı müzenin Haliç’e bakan tersane yerleÅŸimindeki otoparkına bıraktıktan sonra bilet giÅŸesine ilerliyorsunuz. Burada önemli olan geziyi mümkün olduÄŸunca iyi planlayarak her türden zevki ve deneyimi tatmak… Müze içerisinde sizi belli bir hatta tutacak tabela ve planlar yer almıyor ancak bu kadar detayın içerisinde kaybolmadan ve tek bir kareyi dahi atlamadan gezmeyi baÅŸarabiliyorsunuz.

Planlı olmakla demek istediÄŸim ise müzede bazı aktivitelerin belli seanslarla gerçekleÅŸmesinden dolayı giriÅŸte bunlarla ilgili bilgi almanız gerektiÄŸinden… Bir de haftasonu ziyaret edenlere tavsiyem erken saatleri seçmeleri olacak zira uzun kahvaltılar sonrası gelen ziyaretçilerle ikindiden sonra insan kalabalığı daha da artıyor. Haftasonu 11:00 - 15:00 arası saatler en ideali ama benim gibi 13:00 - 17:00 arasını seçerseniz de piÅŸman olmazsınız… Daha geç baÅŸlayanların her yeri hakkıyla gezmesi ve denizaltı, romörkör turu, tren seferi gibi hoÅŸ deneyimleri tatması zor gibi…

Dış Mekanlar, Tersane ve Lengerhane için müze gezi biletiniz yeterli ancak “TCG Uluçalireis” Denizaltı ziyareti için ayrıca bilet almalı ve seansları öğrenerek zamanında katılım saÄŸlamalısınız. Hasköy-Sütlüce Demiryolu biletiniz ise ücretsiz veriliyor ancak saat 16:00′dan sonra baÅŸlayan sefer için biletinizi giÅŸede talep etmeniz gerekiyor. Niyetim yaz aylarının son günleri olması nedeniyle Römorkör “Liman II” ile Haliç turu da yapmak ancak görevliler bulutlu hava nedeniyle seferin iptal edildiÄŸini söylüyorlar…

TERSANE BÖLÜMÜNDE ZENGİN BİR YOLCULUK

Tarihi tersane binası 1861‘de Åžirket-i Hayriye tarafından kendi vapurlarının bakım ve onarımını yapmak amacıyla kurulmuÅŸ. Müze için satın alındığında hepsi orjinal durumlarında restore edilmiÅŸ 14 terk edilmiÅŸ bina, tarihi kızak ve marangozhaneden oluÅŸmaktaymış.

Zemin katta yeralan 50′e yakın sayıda ve akla gelen yerli yabancı her markadan zengin koleksiyonlarıyla Klasik Otomobiller bölümü, kesitleri üzerinden çalışmalarını canlı izlediÄŸiniz traktör, beyaz eÅŸya ve motorlarla Ne Nasıl Çalışır? bölümü, eski dönemlerden aletlerin yeraldığı Tarım bölümü, Buharlı Makineler, Tornahane ve Atölye, Buharlı Gemi Makinası, Denizcilik ve Raylı Ulaşım bölümleri ile beni en çok etkileyen Zeytinyağı Fabrikası

Bu bölümlerdeki bütün objeleri görmekle kalmıyor, hepsini yaşıyorsunuz… Murat 124′ün eski reklamlarını izlemek, bir butona basarak buharlı makinanın nasıl çalıştığını detayıyla incelemek ya da fabrikadaki işçi kartını basıp çalan mesai zili ile çalışmaya baÅŸlayan makinaları izlemek… İşte müzeciliÄŸin gelmesi gereken asıl nokta da burası dedirtiyor insana… Gezmek ya da görmek deÄŸil yaÅŸayarak anlamak…

Birinci kata çıktığımızda ise motosikletlerden, bisikletlere, at arabalarından kaÄŸnılara, yatlara, motorlara kadar zengin bir endüstri tarihi çocuklar için hazırlanmış dene-öğren bölümü ve hemen yanı başında Microsoft’un katkılarıyla bilgisayar tarihi sergileri yüzyılın tek seanslık film ÅŸeridini yüzlerce nesne ile sunuyor.

Birçok oda sese ve ışığa duyarlı olduÄŸundan girdiÄŸiniz anda makinalar çalışmaya sesler gelmeye baÅŸlıyor, çıkarken de bir zil çalıyor ve sanki fabrikayı terk eden işçi hissi vererek kapanıyorlar. Özetle görsellik ve deneyim için her konfor detayların içine iÅŸlenmiÅŸ…

Bir de dünya turundan dönen Rahmi Koç’un Nazenin IV ile Devr-i Alem turu kıskanılası bir sergi ile yine tersane binası içerisinde zemin katta sunuluyor. Turda topladığı materyaller, haritalar ve fotoÄŸraflar dudak uçuklatan zenginlikte diyebilirim. Bu kısımda özellikle emekli ve yaÅŸ profili yüksek ziyaretçilerin çoÄŸunlukta olması dikkatimi çekmedi deÄŸil…

ULUÇALİREİS DENİZALTISI’NDA EÅžSİZ BİR DENEYİM

2 saatlik tersane gezisi ardından saat 15:00′deki denizaltı gezisi için limana gidiyorum… İstanbul BoÄŸazı’nda 14 Mayıs 1953 tarihinden itibaren Adalar, Yalova, Kadıköy hattında hizmet vermeye baÅŸlayan ve 55 yılda milyonlarca yolcu taşıyan tarihi Fenerbahçe Vapuru, veda seferinin ardından Rahmi Koç Müzesi’ne teslim edilmiÅŸ…

Jilet olmaktan kurtarılan yılların emektarı Fenerbahçe Vapuru’na boÄŸaz turu çıkacak gibi binerek üst kata çıkıyorum. Vapurun hemen yanıbaşında yer alan denizaltının güvertesinde 10 kiÅŸilik bir grupla  toplanıyoruz. Rehberimiz kendisi de zamanında bu denizaltıda görev yapmış OÄŸuz İşleyenel tecrübesi tarifsiz bu gezide denizaltıyı uçtan uca tüm detaylarıyla anlatıyor.

Denizaltı, 1944 yılında Portsmouth Tersanesi‘nde 93m uzunluÄŸunda ve 2,400 ton olarak inÅŸa edilmiÅŸ. 1946′da aktif görevden alınıp yedek filoya katılana kadar, 2. Dünya Savaşı süresince Japonya’ya karşı görev almış. 1971‘de Deniz Kuvvetleri Komutanlığı‘na katılmış ve kendisine TCG Uluçalireis adı verilmiÅŸ. Uluçalireis, müzeye 2001′de devredilmeden önce 30 yıl kadar Türk Deniz Kuvvetlerinde deÄŸerli hizmetlerde bulunmuÅŸ.

Denizaltıda bütün teçhizatın çalışır durumda olduÄŸunu öğrendiÄŸimde ziyaretin havası daha da gerçekçi oluyor. Elbette bu gerçeklik ambiyansını kaptanın verdiÄŸi kulakları sağır eden dalış sireni daha bir pekiÅŸtiriyor. Gezinizin sonunda verilen anı sertifikası da müzenin adına yakışır naciz bir jest olarak sürpriz oluyor…

Unutmadan bu ayın sonuna kadar sergilenmeye devam edecek olan Yalvaç Ural Teneke Oyuncaklar Sergisi de Fenerbahçe Vapuru’nun üst yolcu katında sergileniyor.

ROMÖRKÖRLER, UÇAKLAR VE OTANTİK ÇARŞI

30 dakika süren Uluçalireis Denizaltısı gezisinin ardından dış mekanı gezmeye baÅŸlıyorum. Kimi kızaklarda kimi de demirlemiÅŸ olan römorkörler, botlar ile çadırlı bölümdeki gemi makinaları, otobüsler, itfaiye araçları, arabalar, uçakları gezerken içlerinden huzurlu TSM naÄŸmeleri süzülen dükkanların olduÄŸu çarşı beni çok etkiliyor. Detayları ve kokusu ile nostalji seyri yaptığınız oyuncakçı, demirci, eczane, gemi donatım dükkanlarını durup küçük çocuklar gibi dakikalarca izliyorum…

Dış mekanda sergilenen Douglas DC-3 “Dakota” uçağına merdivenlerle çıkarak yolcu kabininden Haliç’i seyretmenin, pilot kabininden de kalkış için yapılan konuÅŸma kayıtları ile uçuÅŸ deneyimini yaÅŸamanın tadına da varmalısınız. 1940 ve 1950′lerde sivil havacılık tarafından kullanılan, 1935 yılında ilk uçuÅŸunu yapmış olan DC-3 1986 yılında Türkiye’ye getirilmiÅŸ.

1 AÄŸustos 1943′te “Kara Pazar” olarak adlandırılan günde Romanya’daki Ploesti petrol rafinerierini bombalamak üzere Bingazi’den kalkan 177 Liberatorden biri olan B-24 Liberator “Hadley’s Harem”, hedefi bombalamasının ve bir Alman savaÅŸ uçağı tarafından vurulmasının ardından Kıbrıs’taki İngiliz Üssü’ne inmeye çalışmış ancak Antalya yakınlarına mecburi iniÅŸ yapmış.

Uçağın ön bölümü kazadan saÄŸ kurtulan yedi kiÅŸiden biri olan Bay Roy Newton’un yardımıyla 1995′de çıkarılmış ve kısmen restore edilerek sergilenmeye baÅŸlanmış. Uçağın geri kalanı Türk Hava Kuvvetleri tarafından saklanmış ve kayıp parçalar yeni aliminyum çerçeve ile desteklendikten sonra ÅŸimdi tüm uçak tenteli alanda sergilenmekte…

HASKÖY-SÜTLÜCE TRENİ İÇİN İSTASYONA YETİŞMELİ

Son olarak saat 16:00′da kalkacak olan Hasköy-Sütlüce treni için Demiryolu İstasyonu’na gidiyorum. Kapıdaki görevli 2. sınıf biletimi zımbalarken trenin de düdüğü çalıyor. 1960′lardan bir Ruston and Hornsby dizel ile veya 1970′lerden Baguley-Drewry ile çekilen tarihi vagonlarda kısa bir tur 700 m döşenmiÅŸ raylarda tıngır mıngır sürüyor.

Lokomotifin makas deÄŸiÅŸtirmesinden boÄŸazın manzarasına hatta vagonlardaki 50 yıl öncesinin eski banka ve traÅŸ köpüğü reklamlarına kadar yakaladığınız her detay nostaljinin katmerlenmesinde rol alıyor…

15 dakika süren bu minik tren seferi baÅŸladığımız istasyonda biterken son olarak yolun karşısında yer alan ilk müze binasını ziyaret edeceÄŸiz…

LENGERHANE’DE MİNYATÜR ODALAR SERGİSİ

Hasköy‘de, Tersane-i Amire’ye baÄŸlı bir kuruluÅŸ olan Lengerhane, Osmanlı donanmasının kalyonlarında kullanılan büyük çapaları dökmekte kullanılıyormuÅŸ. 1990′larda Rahmi Koç’un giriÅŸimiyle yeniden iÅŸlevlendirilmiÅŸ ve bir endüstri tarihi müzesine dönüştürülmüş.

Lengerhane’nin 1. katı bir hayli kalabalık zira son demlerinde olan Henry Kupjack Minyatür Odalar Sergisi‘ne büyük bir ilgi var. Düşünün ki bir sanatçı ve dünyaca ünlü ev maketlerini toplu iÄŸe başı büyüklüğündeki aksesuarlarına kadar birebir modelliyor. GezdiÄŸinizde son derece etkileneceÄŸiniz bir sergi…

17. yüzyıldan bir sarayın yemek odası ya da 18. yüzyıldan bir pub ya da 19. yüzyıldan bir köşkün merdivenli salonu aynı anda iki kiÅŸinin bile zor izlediÄŸi bir kutunun içerisinde aslına son derece sadık ve büyüleyici detaylarla birebir modellenmiÅŸ…

Kalabalık içerisinde çektiÄŸim birkaç flaÅŸsız kareyi sonradan incelediÄŸimde gerçek bir odayımı çektiÄŸim yanılgısına bizzat düşüyordum neredeyse…

Bodrum katta yeralan lokomotif, gemi, buharlı makina, demiryolu, uçak, tren modelleri ve kaptan köşkü, film seti ve matbaa makinaları görülmeye hatta dokunup tecrübe etmeye deÄŸer nesneler…

Ayrıca 1. katta yeralan Kandilli Rasathanesi‘nden bilimsel aletleri görmek mümkün. Müzede küçüklere tavsiye edeceÄŸim KeÅŸif Küresi de ayrı bir biletle gezilebiliyor.

Daha sayacak o kadar çok ÅŸey var ki dahasını anlatmak haksızlık olacak gibi… Kafelerini ve restoranını dahi müze içerisinde kaybetmeyi baÅŸarmış güleryüzlü kadrosuna ve bu eÅŸsiz deneyimi yaÅŸamımızı saÄŸlayan Rahmi Koç’a saygı ve teÅŸekkürlerimi sunuyorum.

Umarım ileride çocuklarımı getireceÄŸim ve okulda yıllarca öğreneceklerini bir günde tecrübe etme imkanı bulacağım günleri görmek nasip olur…

Nasıl Gidilir?

Eminönü Turyol İskelesi önünden 47, 47E, 47Ç otobüslerine binip ‘Kırmızı Minare‘ durağında inebilirsiniz.

Edirnekapı yönünden gelenler Haliç Köprüsü çıkışından sonra Kağıthane yönüne Sütlüce‘ye indikten hemen sonra soldan Hasköy yönünde devam ettiklerinde müzeye ulaÅŸacaklardır.

Müzenin tersane tarafındaki alanında ücretsiz otoparkı bulunuyor.

Adres:
Rahmi M Koç Museum Hasköy Cad. No: 5
Hasköy 34445 Istanbul

Tel:
(0212) 369 66 00

Faks:
(0212) 369 66 06

Web:
http://www.rmk-museum.org.tr

rahmikocmuzesiharita


1 Response to “Åžehr-i İstanbul: Rahmi Koç Müzesi (Hasköy)”


  1. 1 guzel sozler Aug 6th, 2010 at 16:18

    güzel bir çalışma

Leave a Reply




Önemli Duyuru!

Merhaba, Google servislerine uygulanan sınırlandırma sebebiyle PicasaWeb üzerinden yayınladığım blogumdaki fotoğrafların yüklenmesinde sorun yaşanabilir. Güzel yurdumun yersiz yasaklarına çözüm gelene kadar affınıza mahcuben...

gelecek notlarım (seyrü seferler)

KÜLTÜR ROTALARI
Rota 2004: DoÄŸu Anadolu
Rota 2003: Marmara
Rota 2002: İç Anadolu
Rota 2001: Karadeniz II
Rota 2000: Karadeniz I

gelecek notlarım (dersaadet)

ISTANBUL FOTO-GEZILERI
Mısır Çarşısı - Eminönü (2009)
Çemberlitaş - Süleymaniye (2009)
Sultanahmet (2009)
Dolmabahçe - Yıldız Parkı (2009)
Kuruçeşme - Bebek (2008)
Çengelköy - Kanlıca (2007)

takvim

September 2010
M T W T F S S
« Aug    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930